HUKUKUN TEMELİ, HERKESE ÖĞRETİLMELİ !
Orta öğretimden başlayarak bütün üst eğitim öğretim kurumlarında (hukuk nosyonu denen) hukukun temel ilkelerini öğreten programlar olmalıdır. Bu ilkeler kişilerin ruhlarına işlemeli, davranışlarını etkilemelidir. HUKUK, yasaklamalardan ibaret değildir, yasaklar kadar hakları ve özgürlükleri de düzenler. Çağdaş hukukta “Bir masumu cezalandırmaktansa bin suçluyu bırakma” anlayışı vardır. Bir konuda önde gelen uzmanlar ikiye ayrılıyor, bir kısmı konuyu şöyle, bir kısmı böyle yorumlayabiliyorsa, hakem tayin edilen ve kararlarına itiraz edilemeyerek uyulması şart olan bir kuruma başvurulmuşsa, yanlış da bulunsa hakem kurumun kararının kabul edilmesi ve ona uyulması gerekir. Aksi halde kaos doğar. Bir futbol maçında bile hakem kararı esastır. Ne kadar tartışılırsa tartışılsın hakem kararına uyulmak zorundadır.
Bireysel başvurularda yurt içi merciler hiyerarşisinde AYM en üst yargı kurumudur. Kararları; yasama, yürütme ve yargıyı bağlar. İdarî makamlarda bulunan bazı kişiler, bazı yasal düzenlemeleri kendilerince yetersiz bulur ve onları aşan uygulamalara başvurur. Eğitim öğretimden örnek verirsek, bazı öğretim üyeleri, kendilerini hazır hissetmeyerek sınavlardan kaçmak için viziteye çıkan, istirahat alan, engele kalan öğrencilere kızarlar; engel sınavında daha zor sorularla pişman etmeye çalışırlar. Ben yönetmelik ve yönergelerin öğrenciye bu hakkı tanıdığını, istismar edilse de bunun bir hak olduğunu, kendi çocuklarımız için benzer yolları mübah gördüğümüzü düşünürüm ve ona göre davranırım.
Şimdi nasıl bilmem, bir zamanlar lise edebiyat ve kompozisyon dersleri iki ayrı ders olarak işlenir; iki dersin notunun ortalaması sınıf geçme notu olurdu. Her dönemde her dersten ikişer, toplam dört sınav yapıldığı varsayılırsa yıl boyunca bir defa 2, üç defa 3, üç defa 4, bir defa 5 alan öğrenci, ortalamalar alınırken birkaç defa yarımlar bir üste tamamlanacağından sınıf geçme notu 5 olarak bir üst sınıfa geçebilirdi. Ben “Vay, böyle olmaz, şunu sözlüye çekip 1 vereyim de bütünlemeye kalsın.” demedim. Madem, yasal düzenleme öğrenciye bu hakkı vermiş, ben kim olup da düzenleyen yetkilileri aşacağım? İçime sinmiyorsa yasal düzenlemelerin değişmesine çalışırım; ama onlar değişmedikçe kendimi onların üzerinde görüp kendime göre kural koymam.
Kamu görevlileri, yasal düzenlemelerin vatandaşlara tanıdığı hakları kendi kafalarına göre fazla bulup kısmaya çalışmamalıdır. HUKUK, yasal düzenlemelere dayanır. Kimse onları kendi kafasına göre yorumlayamaz, değiştiremez. Bu anlayış, her düzeyde insanımıza benimsetilmelidir.
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb / Edebiyatçı / Stratejist

