100 koca yıl
Bir asır önce bugün
Büyük Taarruz ile büyüdü büyüdü…
Onur timsali ömrümüzün.
Biti kanlı bir düşman
geldiğine bin pişman.
Göz çanağı kin çatlağı içinde
alnı leke, eli kir
Karaçalınmış kara
Kaderleri gibi yüzlerinde kin, kibir
Tunç kesilmiş ruhsuz
uçuşan her bir fikir…
Vicdanları kesilmiş
izanları, idrakten yoksun iğdiş…
Canlarımız, yaşlı çocuk demeden
çiğ çiğ
sakız gibi çiğnenmiş
lime lime şişlenmiş…
20 Temmuz gecesi
Kemal, Çakmak, İnönü ile Konyar
Baş başa,
Diplomatlara çay partisi veriyorlar-mış gibi
Son gecenin şafağını çadırda imzalıyorlar…
Yaklaşık yarım milyon can ile canavar
Boğaz boğaza gelecek,
gırtlak gırtlağa girişecek birazdan.
Hiç bunu beklemiyorlar…
Üstünlük, Çanakkale gibi
Nicelikten çok her açıdan
Nitelikli iman ile görülecek sonradan.
Zaferi, piyadenin süngüsü,
Süvarinin kargısı yazacak bu gün yine
Asırlardır
at, pusat, yurt ile murat birliği
kurmaktadır dirliği.
Atla, inatla
gönül bağı kuran Türk Ordusu
Kıvrak manevralarla
sarıp düşman ardını
Dolayacak bir kolunu
Kesecektir can damarı gibi
İzmir- Afyon yolunu.
☆☆☆
26 Ağustos gecesi ağustosböcekleri kesmiş nefeslerini
Mustafa Kemal’i dinliyordu ki
Birden tufan koptu,
titriyordu yer yerinden
Göklerle bir
Parça parça sökülüyordu yıldızlar omuz siperlerinden
Mermi yağmurları sele çeviriyordu
Coşkun dereler gibi Mehmetçikleri…
Nuh’un gemisi yelken açmak üzereydi engin inanç denizlerinden
Malazgirt’ten Alparslan dikelmişti
Fatih, talihin surlarını delmişti Çamlıca sırtlarından
Bugün aynı ruh şaha kalkmış yeniden
Kurtuluş cana geliyordu
çakmak çakmak
gözde neferlerimizin elinden, kutsal emellerinden,
pırıl pırıl gönüllerinden…
Nazım, manzarayı şöyle çizecekti yıllar sonra
gönül penceresinden:
“Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı,
öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam nasıl ve
ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu ve
gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saatı sordu.
Paşalar: “Üç” dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu.
Bıraksalar ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak ve
karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlıyacaktı.”
☆☆☆
Yoğun sis,
perde gerdi bir saat kadar
Topçu ateşimize
Şafak söktü nihayet
top seslerimizle
Yarım saat dövdük düşman mevzilerini uzaktan
Allah Allah nidalarıyla
Tınaztepe, Belentepe, Kalecik bir anda geçti ele
Süvarimiz sıkıyordu
geri bölgelerinden
Nefes borusunu düşmanın
İki ateş arasında çaresiz,
çil yavrusu gibi gafiller
İhanetin bedelini çok ama çok ağır ödediler…
27 Ağustos 1922 günü Afyon Ayyıldız’a büründü
Sokaklar bayram yerine döndü.
Kucaklaşmalar, gözyaşları,
sevinç çığlıklarıyla
Özgürlük meşalesi
kale burçlarından göründü…
Kaçtıkça kovaladık,
Kovdukça ovaladık
tene yapışmış kir gibi
Cana karışmış bu zehri
Kese kese
Anasından emdiği sütü burnundan
çeke çeke çıkardık.
30 Ağustos günü Kütahya’dan kaçtılar.
Dört koca gün,
dört uzun geceden sonra
Büyük Taarruz,
Dumlupınar Meydan Muharebesi
Başkumandan’ın kesin zaferiyle şahlandı.
Sekiz binden fazla kişi kayıpla düşman
Ebedî dersini, ezelî bir gafletten aldı.
General Nikolas Trikupis
Uşak’ta
Binlerce neferiyle esir kaldı.
O günden bu güne bir cümle emrini Ata’nın
Türk Gençliği
ölümsüz yarınlara armağan aldı:
“Ordular, ilk hedefiniz Akdenizdir. İleri!..”
Emir demiri keser ya bizde
Durur mu damarda kaynayan kanlar?..
O anda üç koldan coşan her nehir
Şehir şehir hayat götürmedeler:
1 Eylül Uşak, 2’si Eskişehir,
6 Eylül Bilecik, Balıkesir,
7 Eylül Aydın, gözümüz aydın
Manisa sekiz,
9 Eylül’de İzmir bir bir
İstiklal ile şereflenir…
Bunca kısa sürede, değil savaşarak
Koşarak bile gidilemez bu yerlere.
Minnettarız, Atatürk’e, bütün neferlere…
Yerden göğe şükran dolu duygularımız ile
Şanlı bayrağımızı saldık göklere…
30 Ağustos bir zafer değil sadece
O, Türü Milletinin talih günüdür.
Yıllarca süren kurtuluş ümidinin en son düğümü
Bağımsızlık nişanının söz kesim günüdür…
Kutlu olsun 100. yılı şanımızın
Feda olsun bu uğurda her damlası kanımızın.
Dumlupınar- Çal Köy
İlk kez bu gün giydi gelinliğini
Başkumandan Zaferi adıyla geçti tarihe o gün
Atasını bağrına bastığı toy ile:
Gün 30 Ağustos, yıl 1924 yine
Meçhul Asker malum hale geliyor
“Millî ruhu canlı tutalım” diye
Bir anıt yükseliyor göklere ölümsüz ve
onurlar kadar yüce…
O gün bugündür
Her zamankinden daha büyük şerefle,
Daha büyük özenle kutluyoruz zaferi
Tanklar toplarla, füzeler gemilerle gönül gönüle
El ele geleceğe
Daha büyük azimle yürüyoruz.
Yaşasın Türk Milleti
Var olsun Türk devleti…
Unutmasın hiçbir çakıl taş bile
Ölümüne yaşanan bunca anılar ile
Bize armağan kalan
eşsiz nice nimeti hem
Bu sağlık kadar kutsal
huzur veren devleti…
Unutmasın bir de
düşmanlarımız asla
tarih boyu
Yaşadığı zilleti…
Ali Taştekin
26 Ağustos 2022/14.22 Maltepe
