YÜZÜNCÜ YIL VE BİRİKİMSELLİK (KÜMÜLATİFLİK)
Herhangi bir şeyin yüzüncü yılı nasıl kutlanır? Her şeyden önce yüzüncü yılı kutlandığına göre ortaya çıkışı beğeniliyor, başarılı bulunuyor, benimseniyordur; değilse kutlanmaz. Karşıtların kutlamaması bundandır. Bu bir şirketse kuruluş günleri, kurucuları, mücadeleleri, yüz yıl sonraya ulaştıran başarıları ortaya konur. Bu bir devletse, onun ilk gününden başlanır, anılması gerekenlere. Öncesi anlatılmadan sonrasına yer yoktur.
Bir şirketi ya da bir ülkeyi yönetenler, öncekilerin yaptıklarını yok sayıp her şeyin kendileriyle başlayıp sıfırdan kendi başarılarıyla ortaya çıktığını iddia ederlerse hiç inandırıcı olamadıkları gibi nankörlükle de suçlanırlar.
Uygarlık, bilim, teknoloji, kültür, sanat tümüyle birikimseldir (kümülatiftir). İlk insanı izleyen bir sonraki insandan başlayarak hiç kimse bildiği, yaptığı hiçbir şeyi sıfırdan başlayarak bulmamıştır. Mutlaka kendisinden öncekilerin ürettiklerinden, yaptıklarından, bilgilerinden, düşüncelerinden yaralanarak onlara bir şeyler eklemiştir. Öyle olmasaydı eğitim öğretim kurumlarına hiç gerek olmaz, herkes her şeye sıfırdan başlardı.
Türkiye Cumhuriyeti de bir birikimselliğin sonucudur. Onun kökleri geriye doğru Osmanlı, Anadolu ve Büyük Selçuklu … bütün Türk tarihinde, bütün insanlığın uygarlık tarihindedir.
1923 Türkiyesi uzun yılların savaşlarıyla yıpranmış, yorgun bir ülkedir. On üç milyon nüfusun çoğunluğu kadın, çocuk ve ihtiyarlardan oluşmaktadır. Savaşlarda genç erkek nüfus kaybedilmiş, sağ dönenlerin bir kısmı kolunu, bacağını, gözünü yitirmiştir. Verem, sıtma, trahom, tifüs vb hastalıklar ülkeyi kırıp geçirmektedir. Okuma yazma oranı % 5’lerdedir. Kadınların sadece yüzde 0,4’ü okur yazardır. Sermaye birikimi, sanayi namına hiçbir şey yoktur. Çağdaş bir ülkede bulunması gereken kurumlar ya hiç yoktur ya da çok ilkel durumdadır. Ülkeyi çağa taşıyacak aydın ve uzman sıkıntısı vardır. Mesela, bütün ülkede sadece 337 doktor vardır. Ödenmesi gereken Osmanlı döneminden kalma dağlar kadar dış borç vardır.
Cumhuriyetin ilk 15 yılında yapılanlar, mucize gibidir. İmkânsızlıklar içinde büyük özverilerle gerçekleştirilmişlerdir. Trenle Ankara’dan Kars’a gidenler görmüşlerdir. Doğu Anadolu’nun sarp dağları kazma kürekle ve el gücü kullanılarak sayısız tünelle delinmiş, demiryolu döşenmiştir. Bugünün tünel açma makineleriyle açılan tünellerle, bugünün teknolojisiyle, bugünün finansman gücüyle döşenen 1 km. demiryolu, o dönemde döşenen 1 m. demiryoluyla bile kıyaslanamaz. O dönemde yapılan her şeyi bu örneği dikkate alarak değerlendirmek gerekir.
Ülkemizi yöneten her hükümet, bayrağı bir sonrakine taşımış, bir sonrakinin başarılarının alt yapısını oluşturmuştur. Bu yüzden cumhuriyetimizin kuruluş dönemini, kuruluş felsefe ve ilkelerini, kurucularını yok saymak, önemsizleştirmek; “Her şeyi biz yaptık.” demek mümkün değildir.
Cumhuriyetimizin yüzüncü yılını sadece 29 Ekim’de değil, bütün bir yıl boyunca ona yakışır etkinliklerle doyasıya kutlamalı; kutlarken hangi güçlüklerle hangi başarıların yakalandığını genç kuşakların iyi kavramasını sağlamalıyız.
YAŞASIN EBEDÎ CUMHURİYETİMİZ.
YAŞASIN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE YOL ARKADAŞLARI.
YAŞASIN MİLLÎ GÜVENLİĞİMİZİN TEMİNATI TÜRK ORDUSU.
Ahmet Salih Erdoğan ERÜZ
E. Öğ. Alb. / Edebiyatçı / Stratejist












