• Ilgaz’da Kar Yağıyor…
Hava Soğuk…
15.09.2022 – Yazar : Sadık SOFTA
İstiklal Yolu çalışmalarının alt yapısını oluşturmak üzere hummalı bir çalışma var. Sayın Valimiz Ali Haydar Öner Bey, bu güzergâh hakkında bilgiler istiyor. Çankırı’da bu işin alt yapısını oluşturacak, araştırmalarıyla pek çok soruya cevap verecek insanlar var. ÇAYASAD (Çakırı Yazarlar ve Sanatçılar Derneği) üyeleri bir grup, bu iş için de gönüllü durumda. Hep dikkatleri uyanık ve “haydi” demeyi bekliyor. Nihayetinde Sayın Sadık Çakırsipahi, Belediye Kültür Müdürü Yüksel Aslan, Ben Sadık Softa ve gelecek vadeden, araştırmacı, yazar, genç arkadaşımız Erhan Metin beylerle 20 Şubat 2006 Salı günü Ilgaz’a gitmeye karar veriliyor. Bu geziye İl Emniyet Müdürümüz Sayın Vadi Çiçekli’de katılacaklar.
Soğuk bir Çankırı sabahı. Soğuk, hem de öyle bir soğuk ki, hani derler ya “insanın burnunun direğini sızlatıyor” diye, işte öyle bir durum. Hatta bunu ispatlarcasına arabamız bile soğuktan çalışmıyor da bir miktar uğraşla nihayet engel ortadan kalkıyor. Buna sebep de Çankırı’nın kuru ayazı. Bugünlerde bilhassa geceleri –20’lerin üzerinde seyrediyor.
Yola çıkışta önce biraz sessizlik oluyor. Herkes benim gibi biraz üşümüş olmalı. Galiba havanın etkisi de bu durumu körüklüyor gibi. Neyse ki bu durum fazla sürmüyor. Bakışlar değişiyor, yavaş yavaş sohbet havası dudaklardan yanaklara doru yayılan bir seyir takip ederek bizleri sarıyor. Arabamız yol alırken, dışarının soğuğu yerini içerde sıcak ve tatlı hoş bir sohbete bırakıyor. Konusu mu? Belli canım; İstiklal Yolu ve Milli Mücadelede Yaşananlar…
Korgun’u geçtiğimizde Çankırı’dan bu yana kah düz, kah viraj, kah rampa derken, İndağı’na kadar kafamızdan geçenler hep dünle bugün arasında mekik dokuyup duruyor. Ama şimdilik konu biraz sınırlı gibi. Çankırı – Ilgaz arasındaki eski doku, yollar ve bu yollarda yaşananlar, su değirmenleri, kağnı gıcırtılarını dinleyerek ilerleyen katır kolları, o günlerin cefakâr insanlarının soğuk ve sıcak havalara aldırmadan yok yoksulluk içinde bu güzergâhtaki telaşlı halleri; açlık, susuzluk, yalınayak, başıkabak sanki o günleri yaşayarak ve yaşatarak devam etti yolumuz.
İndağı bizleri bir sürprizle karşılıyor. Lapa lapa kar yağıyor. Hem de yeni başlamış. Siyaha saldıran beyaz kar taneleri, kısa sürede yer etmeye, toprağın bağrına oturmaya başlıyor. Şaşırtacak derecede birikiyor. İnköy’e aşağı inerken gözlerimizin önüne serilen Ilgaz Vadisi, bu yolların özelliğinden olmalı geniş bir açı ile gözlerimizi hep meşgul ediyor. Toprağı örten beyaz karlar, ağaçlık alanlara, ya da çevredeki ağaçlara konunca alışılmışın dışında bir güzellik manzarası sunuyor.
Sadık Çakırsipahi, İnköy kavşağına gelince müdahale ediyor. Eski İnköy Hanı’nın yerini gösteriyor. Hep birlikte dünden bugüne uzanan bu tarihi mekânda bir fotoğrafla anı durduruyoruz. Erhan Metin deklanşöre basarken; “Keşke o günlerin imkânı olsa, şartları el verse de bütün anı kare kare durdurabilselerdi. Bizler de şimdi o olanlardan bihaber kalmasaydık” diye geçiriyorum içimden. Sadık Çakırsipahi ne soğuğa aldırıyor, ne de pala pala yağan kar tanelerine. Hanı, eski yerini, daha sonra değiştirilerek biraz daha yakın bir güzergâha çekilerek hanın sahiplerin bu işi burada devam ettirdiğini anlatıyor. Şoförümüz usta ve tecrübeli, karın yağışına bakarak bir an önce hareket etmemiz için uyarıyor. Hakikaten yarım saati bile bulmadan her yer beyaza bürünmüş bir vaziyet alıyor. Ilgaz Hükümet Konağı’nın önündeki yokuşu tırmandığımızda şoförün haklılığı kendini gösteriyor. Rampayı aşmaya az bir mesafe kala, yolda kalıyoruz. İyi ki Ilgaz’ın içindeyiz. Araba bir türlü rampayı aşamıyor. Bizim gibi daha başkaları da var. Anlaşılan onlar da hazırlıksız yakalanmışlar.
Şoför kaldığımız yerden kurtulmak için zincirlere sarılıyor. Hep beraber bu iş için kolları sıvıyoruz. Soğuk, içimize işliyor. Gerçi bana pek fazla bir iş binmiyor. Bu kadar kısa bir süre etrafımızda değişen, hem de an an fark ettirerek değişen manzaraya kayıyor gözlerim. Ağaç dallarının yüklendiği karlar daha bir başka güzellik veriyor, daha bir başka haz alıyorum.
Zincir takma, rampanın tam ucuna gelmişken bir türlü aşamama ve uğraşlar, tahminlerinde ötesine geçiyor. Kar görülmeye değer bir hızla yağmaya devam ediyor. Hava alabildiğine soğuk, üşüyoruz. Çevreden geçenler dikkatlice bizim grubu süzüyor. Bazıları sevecen, gülümseyerek selamlıyor ve geçip gidiyor. Anlaşılan bizim ekiptekiler işlerinin ehli. O arada ben de yakın çevrelerinde kısa turlar atıyorum. Birkaç dükkân sahibi ile merhabalaşıyorum;
-Yabancı mısınız?!
-Eh… Pek sayılmaz…
Gülümseyerek verdiğim cevabın karşılığını da gülümseyerek cevap veriyorlar ve başları ile kabullendiklerini gösteriyorlar. Güleç yüzler gülerek uzaklaşıyor ve ben de kar yağışından aldığım hazzın bir o kadarını da yüzü gülen Ilgaz insanında bir kez daha görerek mutluluğum biraz daha artıyor.
Ben kendi halimde etrafı kolaçan edip kar yağışıyla çocuklar kadar mutu gezerken arabamızın zinciri takılıyor ve hep birlikte rampayı aşınca caddenin sol tarafında bulunan kahveye dalıyoruz. Varilden yapılmış olan odun sobası sanki insanlara konuşuyor veya bizi öyle karşılıyor olmalı ki çıkardığı seslerle galiba bizi selamlıyor. Hemen sobanın etrafını çeviriyoruz. Anında etkisini gösteriyor ve hemen şoförümüz ceketini çıkararak kurutmak işin harekete geçiyor. Soba öyle hararetli yanıyor ki, daha ceketi uzattığında buharlaşma başlıyor. Peş peşe içilen çayların lezzeti bir başka, her yudumda içimizin ısındığını hissediyoruz. Tam gevşemeye başladığımız anda kalkıyoruz. Vakit dar ve bizim de yapılacak işlerimiz var. Ilgaz’a farklı bir güzellik veren kar yaklaşık on santimi bulmuş olmalı. Sanki bir sahilde, dalgaların beyaz köpüklerinde yürür gibi hissediyorum. Ama karların o süt beyaz görünüşünün ardında üzerinde yürüdükçe hafif hafif çıkan ses insanlara hem keyif veriyor olmalı, hem de kaygı. Bastıkları yerlere dikkat etmelerine rağmen arada sessizce düşüp, gülümseyerek kalkıp yoluna devam edenlere herkes hafif tebessümlerle bakıyor ve herkes yoluna yürüyüp gidiyor.
Ilgaz’da kar yağıyor… Hava soğuk…
Hava ne kadar soğuk olsa da yüzleri güldüren bir hava ile karşılanıyor ve Ilgaz’ın sıcakkanlı insanları bunu bizlere de hissettiriyorlar. Her karşılaştığımı insanın dost eli uzanıyor ve her adım attığımız kapıda güler yüzle karşılanıyoruz; “hoş geldiniz” diyerek tekrar tekrar ellerini uzatıyorlar. Adım başı selamlaşmalarla karşılandığımız Ilgaz’da herkes evden dışarı fırlamış ve kar yağışının keyfini çıkarıyorlar diye düşünüyorum.
Ilgaz’da kar yağıyor…
Hava soğuk…
